← Yazılara dön
İLIŞKILER & DUYGULAR

Bazı Kavgalar Bugün Çıkmaz. Sadece Bugün Patlar.

Son damlayı tartışırken bardağın ne zamandır dolduğunu konuşmayız.

Okuma köşem ↗

Seçimlerin yalnızca bu tarayıcıda saklanır.

İnsan ilişkilerinde en yanıltıcı şeylerden biri, bir tepkinin büyüklüğünü yalnızca o gün yaşanan olayla açıklamaya çalışmaktır.

Birisi küçük görünen bir meseleye çok büyük tepki verir.

Ve ilk cümlemiz genellikle hazırdır:

“Abartıyorsun.”

Gerçekten abartıyor olabilir.

Ama bazen mesele başka bir şeydir.

Biz yalnızca son olayı görüyoruzdur. Karşımızdaki insan ise o olayın kendisine hatırlattığı bütün geçmişi yaşıyordur.

Bir ilişkide aynı duygu tekrar tekrar yaşanıyorsa olaylar birbirinden bağımsız kalmaz.

Dinlenmediğini hisseden insan yalnızca bugünkü sözünün kesilmesine kızmayabilir.

Değer görmediğini düşünen insan yalnızca bugün unutulan bir şeye kırılmayabilir.

Sürekli ertelendiğini hisseden biri yalnızca bugünkü gecikmeye tepki vermeyebilir.

Çünkü bazen insanın zihninde bugünkü olayın arkasında görünmeyen bir dosya vardır.

Ve o dosyada yıllardır kapanmamış meseleler bulunur.

“Ama mesele çok küçüktü”

Evet.

Son mesele gerçekten küçük olabilir.

Fakat bardağı taşıran son damlanın küçük olması, bardağın da küçük olduğu anlamına gelmez.

İlişkilerde yaptığımız hatalardan biri budur:

Son damlayı tartışırken bardağın ne zamandır dolduğunu konuşmayız.

“Ben sadece bunu söyledim.”

“Bir kere geç kaldım.”

“Bunun için ilişki bitirilir mi?”

Belki gerçekten bitirilmez.

Ama karşınızdaki insanın yaşadığı şey yalnızca “bir kere” olmayabilir.

Bu nedenle ilişkilerde olayların matematiği ile duyguların matematiği her zaman aynı değildir.

Geçmiş, bugünkü tartışmanın içine girebilir

Bunu kendi hayatımda, özellikle yakın ilişkilerimde de gördüm.

Kitabımda aile ilişkilerimi anlatırken aynı insanlarla hem ciddi biçimde tartışabildiğimi hem de başka bir sıkıntıda yan yana durabildiğimi özellikle saklamadım.

Çünkü gerçek ilişkiler tek renkten oluşmuyor.

Fakat yakınlığın başka bir tarafı daha var:

Bir insanı uzun zamandır tanıyorsanız geçmişte yaşananlar yeni tartışmanın içine çok kolay girebiliyor.

Bugün söylenen cümle yalnızca bugünkü anlamıyla duyulmuyor.

Geçmişte söylenen başka cümleleri de yanında getiriyor.

Ve bir süre sonra iki insan bugünkü meseleyi konuştuğunu sanarken aslında yıllardır biriktirdiği şeyleri konuşuyor.

Konuşulmayan şey kaybolmuyor

Bence ilişkilerin en tehlikeli yanılgılarından biri bu.

Bir konuyu konuşmadığımızda geçtiğini düşünüyoruz.

Her zaman geçmiyor.

Bazen yalnızca sessizleşiyor.

İnsan kırılıyor ama söylemiyor.

Bir daha kırılıyor.

Yine söylemiyor.

Sonra kendisine:

“Boş ver.”

diyor.

Fakat gerçekten boş vermek ile konuşmaktan vazgeçmek aynı şey değildir.

İnsan sustuğu her şeyi unutmaz.

Bazılarını biriktirir.

İşte bu nedenle sağlıklı bir ilişkide yalnızca büyük problemleri çözmek yetmeyebilir.

Küçük kırgınlıkların neden sürekli tekrar ettiğini de konuşabilmek gerekir.

Tepkiye değil, tekrar eden duyguya bakmak

Belki de bir tartışmada sorabileceğimiz en önemli sorulardan biri:

“Bu olay neden bu kadar büyüdü?”

değil.

“Bu olay karşımızdaki insana hangi eski duyguyu yeniden yaşattı?”

Bu soru her tepkiyi haklı çıkarmaz.

Bağırmak, aşağılamak veya zarar vermek geçmiş kırgınlıklarla meşrulaşmaz.

Ama davranışı anlamak ile davranışı onaylamak aynı şey değildir.

Bazen nedeni anlamak, aynı kavganın neden tekrar tekrar çıktığını görmemizi sağlar.

Ve belki o zaman tartışmayı kazanmaya değil, döngüyü kırmaya başlayabiliriz.

Çünkü bazı ilişkiler gerçekten tek bir büyük olay yüzünden bitmez.

Küçük şeyler olur.

Konuşulmaz.

Tekrar olur.

Yine konuşulmaz.

Birikir.

Ve bir gün küçücük bir olay gelir.

Herkes son olaya bakar.

“Bunun için mi?”

der.

Oysa cevap bazen şudur:

Hayır. Bunun için değil.

Bunun daha önce defalarca yaşattığı şeyler için.

Bu yüzden karşınızdaki insanın tepkisini gerçekten anlamak istiyorsanız bazen “Bugün ne yaptım?” sorusu yetmez.

Daha zor olanı sormak gerekir:

“Bugün yaptığım şey, ona geçmişte kaç kez aynı duyguyu yaşattı?”

Çünkü bazı kavgalar bugün çıkmaz.

Sadece bugün patlar.

Ahmet Mertkan Koşaroğlu
Okuma köşeme dön ↗
BU DÜŞÜNCEYİ PAYLAŞIN
Bu yazıdan bir söz kartı
Son damlayı tartışırken bardağın ne zamandır dolduğunu konuşmayız. — Ahmet Mertkan Koşaroğlu
PAYLAŞMAK İÇİN BİR CÜMLE

Bir düşünce,
bir başkasına ulaşsın.

Yazıdan seçilmiş bu cümleyi hikâyenizde paylaşabilirsiniz.

1080 × 1920 · PNG. Telefonda görsel açılırsa üzerine basılı tutup fotoğraflarınıza kaydedebilirsiniz.

OKURUN NOTU

Siz ne düşünüyorsunuz?

Küçük kırgınlıkları birikmeden konuşmayı sizce ne kolaylaştırır?

Yazının sizde bıraktığı düşünceyi paylaşın. Yorumlar incelendikten sonra adınızla yayımlanır.

Yorumlar yükleniyor…

Bir yorum bırakın

BİR SONRAKİ YAZININ İLK CÜMLESİ

Neyi konuşalım?

Aklınızda kalan bir soru, üzerine düşünmek istediğiniz bir konu…

Konu önerin
AHMET MERTKAN KOŞAROĞLU · YENİ KİTAP
Yaşadıkça — Doğru Bildiklerime Yeniden Bakarken kitabının ön kapağı
YAŞADIKÇADoğru Bildiklerime Yeniden Bakarken
KİTAPÇILARDA VE ONLINE SATIŞTA

Bu kitapta
biraz da
siz varsınız.

Bir kararınız. Bir kırgınlığınız.
Yıllar sonra başka türlü baktığınız bir hatıranız.

Bir hayatın içinden, kendi hayatınıza doğru.

KİTABIN ARDINDAKİ HİKÂYESize bir notum var.

İnsan bazı sözleri, söyleyen kişiye artık sarılamayacağı yaşta anlıyor.

Çocukken büyükbabamın söylediği sözleri dinlerdim. Bazılarının anlamını yıllar sonra, kendi hayatımın içinde öğrendim. Bir kararın önünde dururken, bir yanlışımdan dönerken, oğluma bakarken…

İçimden ona anlatmak geliyor. “Şimdi anladım,” demek istiyorum. Sonra, anladığımı söyleyebileceğim yerde olmadığını bir kez daha hatırlıyorum.

En çok da sıradan bir akşama dönmek isterdim. Onun işten geldiği, benim çocuk olduğum, daha önümüzde ne kadar zaman bulunduğunu düşünmediğimiz bir akşama. Biraz daha otursak. Bildiğim bir şeyi yeniden anlatsa. Sesini duysam.

O zaman tekrar gibi gelen şeyin, bir gün insanın en büyük özlemine dönüşeceğini bilmiyordum.

Annemin okumayı öğretmeye çalıştığı çocuk, şimdi bir kitap yazdı. O gün masadan kalkmak istiyordum. Bugün yazdığım her sayfada onun sabrından bir şey var. Bunu bilmesini istiyorum.

Babama kızdığım günler de oldu. Beni anlamasını bekledim. Sonra kendi kararlarımın sonuçlarıyla yaşarken, iyi niyetle de yanılabildiğimizi gördüm. İçimdeki bütün kırgınlıklar geçmedi. Ama artık ona bakarken yalnızca kırıldığım yerleri görmüyorum.

İnsan ailesini anlatırken zorlanıyor. Sevgisi de gerçek, kırgınlığı da. Aynı insana hem söyleyemediği bir sitemi hem de sarılma isteği olabiliyor.

Belki senin de bu satırları okurken aklına gelen biri vardır. Sesini özlediğin, seni bir türlü anlamadığını düşündüğün ya da sevgini zaten bildiğine inanıp söylemeyi ertelediğin biri.

Ben bazı sözlerimi artık hatıralara söylüyorum. Bazılarınıysa hâlâ duyabilecek insanlara yetiştirmek istiyorum.

Her şeyin düzelmesini beklemeden. Bütün kırgınlıklar bitmeden. Hayat biraz daha kolaylaşmadan.

Çünkü bir gün oğlum beni hatırladığında, onu ne kadar sevdiğimi anlamak için benim yaşıma gelmek zorunda kalmasın istiyorum.

Ahmet Mertkan Koşaroğlu
YAZILARDA BULUŞALIM

Yeni bir düşünce,
e-posta kutunuzda.

Yeni yazılarımı e-posta ile almak için abone olun. Dilediğiniz zaman abonelikten ayrılabilirsiniz.

Abonelik kaydınızı onay e-postasıyla tamamlayacaksınız.