← Yazılara dön
AILE & BIRAKTIĞIMIZ IZLER

Miras Aldık. Peki Ne Bırakacağız?

Bize kalanlarla gurur duyuyoruz. Peki bizden ne kalacak?

Okuma köşem ↗

Seçimlerin yalnızca bu tarayıcıda saklanır.

Çocuklarımıza ne bırakacağımızı düşünüyoruz.

Bir ev. Birikim. İyi bir eğitim. Daha rahat bir hayat.

Peki bütün bunları hazırlarken, onlarda nasıl bir iz bıraktığımızı aynı sıklıkta düşünüyor muyuz?

Bir gün bizi anlatacaklar.

Belki aldığımız evi hatırlayacaklar. Belki kendileri için yaptığımız fedakârlıkları.

Ama bir soruları olduğunda yüzlerine bakıp bakmadığımızı da hatırlayabilirler. Yanlış yaptıklarında nasıl konuştuğumuzu, birine söz verdiğimizde o sözü ne kadar önemsediğimizi de.

Çocuklarımıza bırakacaklarımızın bir kısmını biriktiriyoruz. Bir kısmını ise her gün, farkında olmadan veriyoruz.

Yarın 29 Ekim. Geçmişten devraldığımız mirası minnetle hatırlarken, bu kez kendi payımız üzerine de düşünelim:

Bize kalanlarla gurur duyuyoruz. Peki bizden ne kalacak?

Bize bırakılanların hepsi bir tapuya yazılmadı

Bir an için hayatınızda iz bırakan insanları düşünün.

Size ne verdiler?

Belki bir büyüğünüz, zor bir kararın önünde sizi dinledi. Bir öğretmeniniz, yapamayacağınızı düşündüğünüz bir konuda cesaret verdi. Bir ustanız, ilk hatanızda sizi küçümsemek yerine yeniden gösterdi.

Yıllar sonra o insanları düşünürken yalnızca söyledikleri aklınıza gelmeyebilir.

Yanlarında kendinizi nasıl hissettiğiniz de gelebilir.

Birine soru sormaktan çekinmediğiniz bir zaman. Yanlış yapınca hemen gözden çıkarılmadığınız bir yer. Yorulduğunuzda yükünüzün bir kısmını taşıyan bir el.

Bunların maddi bir karşılığını hesaplamak zor.

Ama kendi hayatımızdaki yerlerini düşünebiliriz.

Bazen bize en çok şey bırakan insanın, bırakacak fazla malı yoktu. Zamanı, bilgisi ve bize gösterdiği özen vardı.

Teşekkür etmekten sonra ne geliyor?

Bize emek veren insanları güzel sözlerle anmak kıymetli.

Fakat onların yaptıklarını hatırlamakla, bizden sonraki birine aynı özeni göstermek farklı şeyler.

Bizi sabırla yetiştiren ustamızı anlatıyoruz. Peki bugün yeni başlayan birinin ilk hatasına nasıl karşılık veriyoruz?

Bir büyüğümüzün bizi dinlemesini unutamıyoruz. Peki kendi çocuğumuz konuşurken telefonumuzu bırakabiliyor muyuz?

Zor günümüzde yanımızda duranları minnetle anıyoruz. Peki şimdi bizim yanımızda zorlanan birini fark ediyor muyuz?

Bazen aldığımız iyiliği, aynı insana geri verme fırsatı bulamayabiliriz.

Ama bizden sonra gelene aktarabiliriz.

Birinin bize verdiği cesareti, başka birine verebiliriz. Bize öğretileni paylaşabilir, bize açılan kapının benzerini bir başkası için açabiliriz.

Böyle bakınca miras, yalnızca koruyup sakladığımız bir şey olmaktan çıkar.

Davranışlarımızda devam eder.

Çocuklarımızın hayallerinde nasıl bir yerimiz olacak?

Çocuklarımızın başarılı olmasını istiyoruz.

Ama bir gün başarısız olduklarında da bize gelebilmelerini istiyor muyuz?

Kendilerine güvenmelerini söylüyoruz. Bizimle aynı fikirde olmadıklarında bu güvene yer açabiliyor muyuz?

Merak etmelerini istiyoruz. Soruları bizi zorladığında da dinlemeye devam ediyor muyuz?

Bunları kendime de soruyorum.

Çünkü iyi bir gelecek hazırlamak, yalnızca çocuğun önüne imkân koymak değil. O imkânları nasıl kullanacağını düşünürken yanında olabilmek de.

Her şeyi bilmek, hiç yanılmamak veya sürekli güçlü görünmek zorunda değiliz.

Bazen bırakabileceğimiz değerli bir örnek, yaptığımız yanlışı kabul edebilmek:

“Bunu daha iyi yapabilirdim.”

Bu cümleyi kurabilmek de bir miras olsun.

Bizden sonrakilere kalacak olan

29 Ekim’i geçmişe duyduğumuz minnetle karşılayalım.

Ama o minnetin yanında, bugün yapabileceklerimize de yer açalım.

İşimizi özenle yapmaya. Öğrendiğimizi paylaşmaya. Sevdiğimiz insanları gerçekten dinlemeye. Çocukların merakını küçültmemeye.

Bunlar büyük sözler kadar gösterişli olmayabilir.

Fakat bir insanın hayatında yıllarca hatırlanabilecek karşılıkları olabilir.

Bir gün çocuklarımızın bizi yalnızca “Bize çok şey bıraktı” diye anlatmasını değil, şunu da söyleyebilmesini isterim:

“Kendi hayatımı kurarken ondan öğrendiğim güzel şeyler vardı.”

29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun.

Bizden önce gelenlerin emeğini minnetle hatırlayalım.

Sonra kendimize soralım: Bize bırakılanlarla gurur duyarken, bizden kalacaklar için bugün ne yapıyoruz?

Ahmet Mertkan Koşaroğlu
Okuma köşeme dön ↗
BU DÜŞÜNCEYİ PAYLAŞIN
Bu yazıdan bir söz kartı
Bize kalanlarla gurur duyuyoruz. Peki bizden ne kalacak? — Ahmet Mertkan Koşaroğlu
PAYLAŞMAK İÇİN BİR CÜMLE

Bir düşünce,
bir başkasına ulaşsın.

Yazıdan seçilmiş bu cümleyi hikâyenizde paylaşabilirsiniz.

1080 × 1920 · PNG. Telefonda görsel açılırsa üzerine basılı tutup fotoğraflarınıza kaydedebilirsiniz.

OKURUN NOTU

Siz ne düşünüyorsunuz?

Sizde güzel bir iz bırakan hangi davranışı sizden sonrakilere aktarmak istersiniz?

Yazının sizde bıraktığı düşünceyi paylaşın. Yorumlar incelendikten sonra adınız ve soyadınızla yayımlanır. Yanıt verdiğimde e-posta ile haberiniz olur.

Yorumlar yükleniyor…

Bir yorum bırakın

E-postanız yayımlanmaz. Yalnızca bu yoruma verdiğim yanıtı iletmek için kullanılır; bülten aboneliği oluşturmaz. Kendi adresinizi yazın.

AHMET MERTKAN KOŞAROĞLU · YENİ KİTAP
Yaşadıkça — Doğru Bildiklerime Yeniden Bakarken kitabının ön kapağı
YAŞADIKÇADoğru Bildiklerime Yeniden Bakarken
KİTAPÇILARDA VE ONLINE SATIŞTA

Bu kitapta
biraz da
siz varsınız.

Bir kararınız. Bir kırgınlığınız.
Yıllar sonra başka türlü baktığınız bir hatıranız.

Bir hayatın içinden, kendi hayatınıza doğru.

KİTABIN ARDINDAKİ HİKÂYESize bir notum var.

İnsan bazı sözleri, söyleyen kişiye artık sarılamayacağı yaşta anlıyor.

Çocukken büyükbabamın söylediği sözleri dinlerdim. Bazılarının anlamını yıllar sonra, kendi hayatımın içinde öğrendim. Bir kararın önünde dururken, bir yanlışımdan dönerken, oğluma bakarken…

İçimden ona anlatmak geliyor. “Şimdi anladım,” demek istiyorum. Sonra, anladığımı söyleyebileceğim yerde olmadığını bir kez daha hatırlıyorum.

En çok da sıradan bir akşama dönmek isterdim. Onun işten geldiği, benim çocuk olduğum, daha önümüzde ne kadar zaman bulunduğunu düşünmediğimiz bir akşama. Biraz daha otursak. Bildiğim bir şeyi yeniden anlatsa. Sesini duysam.

O zaman tekrar gibi gelen şeyin, bir gün insanın en büyük özlemine dönüşeceğini bilmiyordum.

Annemin okumayı öğretmeye çalıştığı çocuk, şimdi bir kitap yazdı. O gün masadan kalkmak istiyordum. Bugün yazdığım her sayfada onun sabrından bir şey var. Bunu bilmesini istiyorum.

Babama kızdığım günler de oldu. Beni anlamasını bekledim. Sonra kendi kararlarımın sonuçlarıyla yaşarken, iyi niyetle de yanılabildiğimizi gördüm. İçimdeki bütün kırgınlıklar geçmedi. Ama artık ona bakarken yalnızca kırıldığım yerleri görmüyorum.

İnsan ailesini anlatırken zorlanıyor. Sevgisi de gerçek, kırgınlığı da. Aynı insana hem söyleyemediği bir sitemi hem de sarılma isteği olabiliyor.

Belki senin de bu satırları okurken aklına gelen biri vardır. Sesini özlediğin, seni bir türlü anlamadığını düşündüğün ya da sevgini zaten bildiğine inanıp söylemeyi ertelediğin biri.

Ben bazı sözlerimi artık hatıralara söylüyorum. Bazılarınıysa hâlâ duyabilecek insanlara yetiştirmek istiyorum.

Her şeyin düzelmesini beklemeden. Bütün kırgınlıklar bitmeden. Hayat biraz daha kolaylaşmadan.

Çünkü bir gün oğlum beni hatırladığında, onu ne kadar sevdiğimi anlamak için benim yaşıma gelmek zorunda kalmasın istiyorum.

Ahmet Mertkan Koşaroğlu
YAZILARDA BULUŞALIM

Yeni bir düşünce,
e-posta kutunuzda.

Yeni yazılarımı e-posta ile almak için abone olun. Dilediğiniz zaman abonelikten ayrılabilirsiniz.

Tüm yazılar herkese açık ve ücretsiz. Abonelik, yazıları e-postayla takip etmek isteyenler için.

Formu gönderdiğinizde aboneliğiniz başlar. Ek e-posta onayı gerekmez.